Çocukluk Çağında Obezite ve Kilo Kontrolü

Çocukluk çağı (2-10 yaş) büyüme ve gelişmenin yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Çocukluk çağında obezitenin önlenememesi veya tedavi edilememesi durumunda ilerleyen yaş ile beraber pek çok kronik ve metabolik rahatsızlıklar görülebilme ihtimali artmaktadır. Çocukluk çağında obezitenin tedavi edilmesi ve kilo kontrolünün sağlanması düşük kalorili bir beslenme programı ile olmamalıdır. Çocukluk döneminde obezite ve kilo kontrolünün sağlanması, tüm besin gruplarını içeren yeterli ve dengeli bir beslenme programı ile dengeli kilo verimi ile sağlanmalıdır.

Çocukluk dönemi, alışkanlıkların kazanılabilmesi açısından oldukça önemlidir. Sağlıklı beslenme alışkanlığının da çocukluk döneminde kazanılması, ileriki yaşlarda beslenme ile ilgili problemlerin oluşmasının önlenmesine yardımcı olur.  Bu sayede yüksek kiloya bağlı birçok kronik rahatsızlıkların oluşma riski de azalmış olacaktır.

Çocukluk döneminde obezite kadar düşük ağırlık da sağlıksız bir durumdur. Önemli olan çocuğun sağlıklı kilosunda olmasıdır. Düşük ağırlığa sahip çocuklarda da tüm besin gruplarını içeren bir beslenme programı uygulanmalı ve sağlıklı kilo alımını sağlanması planlanmalıdır.

Gebe Pilatesi

Gebelikte, ilk 4 aydan sonra gebe bireyin vücudunda birçok değişim meydana gelir. Bunlar;

  • Bel bölgesine binen yük
  • Kasılmalar ve ağrılar
  • Öne taşımadan dolayı oluşan omurga fleksiyonu
  • Kilo alımı
  • Hareketsizlik

Bunlar kişiye bağlı olarak gelişen olumsuzluk etmenlerdir. Pilatesin bu bağlamda en önemli amaçlarından biri, sürekli gerçekleşen öne taşımadaki omurga fleksiyonunu minimuma indirmektir. Yani bu yükün getirdiği ağrıların da önüne geçmeyi amaçlarız.

Hamilelik sürecinde pilates, rahat bir normal doğumun da gerçekleşmesine yardımcı olur. Çünkü pilateste yaptığımız pelvic taban egzersizlerinin doğum kanallarının açılmasına ve kişinin bu süreci rahat atlatmasında çok önemli bir rol oynar. Yine gebelikte çok sık rastlanılan idrar kaçırma probleminin de önüne geçilmesine yardımcı olur.

Çok sık sorulan; ‘’Gebelik sürecinde aldığım kiloları nasıl veririm?’’ sorusuna ise yanıt olarak:

Pilates ve özellikle gebe pilatesi kilo verdiren bir egzersiz değildir. Fakat kilo kontrolünü, sağlıklı kilo alma veya verme sürecini çok iyi desteklediğinden bu süreci en kolay, hızlı ve sağlıklı şekilde geçirmenize yardımcı olur. Gebelik sürecinde doktor kontrolünde pilates yapan bireylerin hamilelik sürecinde aldığı kiloları rahatlıkla verdiği görülmüştür.

Pilates bu bakımdan; bebek ve anne sağlığı, kilo kontrolü, rahat bir doğum, gebelik dönemi ağrıları ve kasılmaları açısından ciddi önem taşır.

Gebe pilatesi; gebelik pilatesi eğitimi almış uzman pilates eğitmenleri ile doktor kontrolünde ve doktor onayı ile yapılmalıdır.

Bel Ve Boyun Fıtığı Olan Bireylerde Egzersiz Yaparken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Bel ve boyun problemleri geçmişten günümüze artmakta olan hastalıklardandır.

Omurgamız, 23 tanesi hareketli olmak üzere 33 tane “omur” adı verilen kemiğin üst üste dizilimiyle meydana gelir ve hareket sistemimizin en önemli destek elemanını oluşturur. Bu kemikler birbirine sıkı sıkıya bağlı olup aralarında “disk” adı verilen kıkırdaklar bulunur. Omurlar arasındaki diskler hareketler sırasında esnekliğin artmasını sağlar ve böylece günlük yaşantımız sırasında hiç farkında olmadan pek çok zorlu işi yerine getirebiliriz. Ancak bazı hallerde omurgadaki bu sistemde aksaklıklar ortaya çıkabilir. Örneğin boyun ve bel bölgesindeki kasların uzun süre aynı pozisyonda kalması sonucunda kasların iç gerginliği artar ve omurganın o bölgedeki eğriliği giderek azalmaya başlar.

En çok karşılaştığımız fıtık ve düzleşme problemi masa başı çalışanlarında oluşan postür bozukluğunun fıtığı tetiklemesi, yanlış ve bilinçsiz kaldırılan yük, yanlış yapılan egzersizlerin fıtığı tetiklemesi gibi durumlardır.

Pilates ve yüzme, bel ve boyun fıtığı olan üyelere ortopedistler tarafından en çok tavsiye edilen egzersizlerdir. Örneğin, karın egzersizlerinde bel fıtığı olan bireyin hareket çeşitliliği, bel fıtığı olmayan birine göre çok daha azdır. Fakat basit ve etkili hareketler ile karın bölgesini kuvvetlendirebiliriz. Bel fıtığı olan bir birey için karın kuvveti çok önemlidir.

Bel fıtığında fleksiyonel egzersizler(öne bükülme ) riskli, hatta yapılmaması gereken egzersizlerdir. Fıtığı sıkıştıracak egzersizlerden her zaman kaçınılmalıdır.

Boyun fıtığında da aynı şekilde boyun bölgesini sıkıştıran ve zedeleyen egzersizlerden kaçınılmalı ve sırt kaslarını kuvvetlendirmeye yönelik çalışılmalıdır.

Bel ve boyun fıtığında bir diğer önemli olan kas grubu triceps (arka kol kasları) dır. Sırta göre daha küçük bir kas grubu olup, bu bölgenin kuvvetlendirilmesi boyun sağlığı için büyük önem taşır.

Postür bozukluklarının da fıtığı tetiklediğinden söz etmiştik. Postür bozuklukları genelde masa başı çalışanlarında olmakta olup, aynı zamanda bel ve boyun fıtığının en çok rastlandığı kişilerde de görülür. Bu bireyler için; sırt, karın, arka kol, üst bacak, kalça kuvvetine yönelik egzersizler yapılır.

Bel ve boyun fıtığı problemlerinde bilinçsiz egzersizden kaçınılmalı, doktor kontrolünde alanında uzman eğitmenler ile çalışılmalıdır.

Avokado Puding (+6 ay)

Avokado Puding (+6 ay)

Servis

4

Kişilik
Hazırlanma Süresi

30

minutes
Pişirme Süresi

40

minutes
Kalori

50

kcal
Net karbonhidrat

4

g
Yağ

2,5

g
Protein

2,5

g

MALZEMELER

  • ¼ avokado

  • ½ adet küçük boy muz

  • 1 çay kaşığı pekmez

Tarif

  • Tüm malzemeleri blenderdan geçirin.
  • Afiyet Olsun.

Avokadolu Kahvaltı Püresi (+8 ay)

Avokadolu Kahvaltı Püresi (+8 ay)

Servis

4

Kişilik
Hazırlanma Süresi

30

minutes
Pişirme Süresi

40

minutes
Kalori

50

kcal
Net karbonhidrat

4

g
Yağ

2,5

g
Protein

2,5

g

MALZEMELER

  • ½ adet olgun avokado

  • 1 adet yumurtanın sarısı (haşlanmış)

  • 1 yemek kaşığı tuzu alınmış beyaz peynir

Tarif

  • Tüm malzemeleri karıştırıp püre haline getirin.
  • Afiyet Olsun.

Avokadolu Balkabaklı Çorba (+8 ay)

Avokadolu Balkabaklı Çorba (+8 ay)

Servis

4

Kişilik
Hazırlanma Süresi

30

minutes
Pişirme Süresi

40

minutes
Kalori

50

kcal
Net karbonhidrat

4

g
Yağ

2,5

g
Protein

2,5

g

MALZEMELER

  • 1 adet olgun avokado

  • 100 g balkabağı

  • 2 yemek kaşığı tam buğday unu

  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı

Tarif

  • Zeytinyağında unu kavurduktan sonra dilimlenmiş avokado ve balkabağını ekleyin.
  • Biraz karıştırdıktan sonra üzerine su ekleyin ve pişirin.
  • Piştikten sonra blenderdan geçirin.
  • Afiyet Olsun.

Avokadolu Omlet (+8 ay)

Avokadolu Omlet (+8 ay)

Servis

4

Kişilik
Hazırlanma Süresi

30

minutes
Pişirme Süresi

40

minutes
Kalori

50

kcal
Net karbonhidrat

4

g
Yağ

2,5

g
Protein

2,5

g

MALZEMELER

  • 1 adet yumurtanın sarısı

  • ¼ avokado

  • 1 yemek kaşığı tuzu alınmış beyaz peynir

  • 1 tatlı kaşığı yulaf unu

Tarif

  • Tüm malzemeleri karıştırın ve iyice çırpın.
  • Isıttığınız tavada arkalı önlü pişirin.
  • Afiyet Olsun.

Avokadonun Tamamlayıcı Beslenmedeki Yeri

Avokado, diğer meyvelerin çoğundan daha düşük şeker ve daha yüksek lif ve tekli doymamış yağ asitleri içermesiyle tamamlayıcı beslenmede önemli bir yere sahiptir. Ayrıca nötr bir lezzet spektrumuna ve uygun kıvam ve dokuya sahip olmasıyla da bir bebeğin ilk gıdası olmak için uygundur.

Büyüme ve gelişmeyi destekler.

Bebeklik döneminde, hızlı büyüme için yeterli enerjiyi ve beyin gelişimi için esansiyel yağ asitlerini sağlamak için enerji alımının önemli bir kısmı yağlardan karşılanır. Uygun bebek sağlığı ve gelişimi için yağın sadece miktarı değil kalitesi de önemlidir. Avokado, tekli ve çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin içeriğiyle optimal büyüme ve gelişme için birebirdir. Bununla birlikte, avokadonun yağ içeriği yağda çözünen vitaminler olan A, D, E ve K vitaminlerinin ve karotenoidlerin (lutein, likopen, alfa-karoten ve beta-karoten) diğer gıdalardan daha etkili bir şekilde emilmesine yardımcı olur.

Bağırsak mikroflorasının gelişimine destek sağlar.

Avokadonun diğer meyvelere kıyasla daha yüksek çözünür lif içeriği, kolonik mikroflora tarafından daha büyük ölçüde fermente edildiğinden, bir bebeğin bağırsak mikroflorasının gelişimine faydalı olabilir. Ek olarak, avokado tahıl lifleri, sebzeler ve baklagiller gibi en popüler lif kaynaklarına kıyasla daha düşük seviyelerde fitat ve oksalat içerir, böylece kalsiyum ve diğer önemli minerallerin kaybını en aza indirir.

Kan yapımını destekler.

Avokado, demir açısından düşük olsa da demir emilimi, kırmızı kan hücresi oluşumu ve hemoglobin fonksiyonu için gerekli olan C vitamini, folat, B6 vitamini ve riboflavin içerir. C vitamini, hem olmayan demir emilimini arttırır ve biyoyararlanımında önemli bir faktördür. Folat, kırmızı kan hücrelerinin uygun sentezi için kritik öneme sahiptir, bu nedenle megaloblastik aneminin önlenmesi için önemlidir. B6 vitamini hemoglobin sentezinde ve oksijen taşınmasında rol oynar ve B6 vitamini eksikliği mikrositik hipokromik anemiye yol açabilir. Riboflavin, folat ve B6 vitamininin enzimatik aktivasyonu ve ayrıca kırmızı kan hücresi üretimi için gereklidir ve riboflavin eksikliği normositik anemiye yol açabilir.

İyi bir glutatyon kaynağıdır.

Avokado, diğer meyvelere kıyasla daha fazla miktarda amino asit bazlı bir antioksidan olan glutatyon içerir. Glutatyon bağışıklık fonksiyonunda, lipid metabolizmasında, detoksifikasyonda ve hücresel savunmada önemli bir rol oynar. Isıtma ve işleme, gıdalardaki glutatyon seviyelerini azalttığından, avokadonun çiğ tüketilebilmesi de önemli bir özelliğidir.

Stres Azaltıcı Bitkiler

Sabahtan akşama kadar süren stresli yoğun günler; evde temizliği, ütüsü, yemeği, bebeği, işi derken gün içerisinde çok fazla yoruluyoruz ve bu işleri yetiştirebilmek için kendimizi farketmesekte strese sokuyoruz. Yetişmemiz gereken bir toplantı veya bir buluşmamız olduğu zaman bile vaktimiz trafikte geçiyorsa hemen telaşlanıyoruz. Günlük yaşam ritüelimizde ev, iş, aile derken aslında pek çok faktör bizi etkileyerek stres olmamıza sebep oluyor. En güzel vakitler olan akşam saatlerinde ise bitkilerin antidepresan özellikleri bizi bir miktarda da olsa rahatlatıp daha iyi ve kaliteli bir uyku sağlasa çok iyi olmaz mı? Bu etkiyi sağlayacak bitkiler ise;

PAPATYA

Kas gevşetici özelliği ile mide kaslarını rahatlatıp, şişkinlik ve hazımsızlık çekenler için birebirdir. Kendinizi aşırı gergin, uykusuz ve yorgun hissettiğinizde kaslarda gevşeme sağlayarak rahatlamış olacaksınız. Papatya çayından sonra rahat ve derin bir uykuya hazır olun.

MELİSA

Avusturya da sindirim problemleri dahil safra, karaciğer ve sinir sistemi bozuklukların tedavisi ve semptomların hafifletilmesinde kullanılmaktadır. Melisadan farklı olarak limonlu melisa adında farklı bir cins bitkide bulunmaktadır, bu melisa ile karıştırılmamalıdır. Bunun melisadan farkı limon araması bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar limonlu melisa içeriğindeki maddeler sayesinde vücudu rahatlatıp, sinir sistemine etki ederek rahatlama sağladığı ve uykuya dalmayı kolaylaştırdığı görülmektedir.

LAVANTA

Lavantayı koklamanız bile rahatlık sağladığını biliyor muydunuz? İçeriğinde uçucu yağlar sayesinde kaslarınız gevşeyecek, sinir sisteminiz etkilenerek rahatlamanızı sağlayacaktır. Çok yoğun aroması olduğundan dolayı az miktarda kullanmanız veya yaptığınız papatya veya melisa çayınızın içine küçük bir yaprağını koymanız yeterli olacaktır.

KEDİOTU

Latince adı Valeriana officinalis olan kediotu içeriğinde yüzden fazla aktif madde bulundurmaktadır. Bu aktif maddelerin kişileri sakinleştirdiği, anksiyeteyi azalttığı, uyku problemi çekenler için etkili olduğu yapılan çalışmalarda kanıtlanmıştır. Uykuya dalma sürecini hızlandırıp, uyku zamanı ve kalitesini arttırmaktadır. Doğal antidepresan olan kediotu ilaçlar gibi bağlılık yapmamaktadır. Kökünün ve yapraklarının kullanıldığı bu bitki aynı zamanda kan basıncını düşürür ve kasları gevşetmektedir.

SARI KANTARON

Adından da anlaşılacağı üzere sarı çiçekleri olan bu bitki stres ve yorgunluk çekenlerin başvuracağı bir diğer ilaçsız tedavi şeklidir. İçeriğinde bulunan hyperisin denilen bir madde sayesinde mutluluk hormonu salgılanmasına yardımcı olarak depresyonda olan kişileri rahatlatacak bir bitkidir. Stresi azaltır, kan basıncını düşürür ve adet sancılarına iyi gelmektedir. Fakat ilaç kullanan kişilerin uzman kişilere sormadan kullanmamasını öneririm. Aşırı kullanımına bağlı yan etkiler olarak baş dönmesi, mide bulantısı ve yorgunluk hissi görülecektir. İlk tercihimiz ilaç kullanmak yerine doğal olan besinler ve bitkilerle tedavi etmekuzun süre ve daha etkili bir çözümdür. Ama unutulmamalıdır ki bitkilerin faydasını beklerken aşırı kullanımı bize zararını doğurabilir.

Solunumu Rahatlatan Besinler

Covid-19 geçirdikten sonra veya herhangi bir problemden kaynaklı solunum sıkıntısı yaşıyorsanız bol sebze ve meyve, yeterli su, sağlıklı yağlar ve kontrollü karbonhidrat tüketimini içeren bir beslenme şekli ve düzenli fiziksel aktivite ile semptomlarınızı hafifletebilirsiniz. Bununla birlikte akciğer fonksiyonu için faydalı olan ve solunumu rahatlatan besinleri beslenmenize ekleyerek fayda sağlayabilirsiniz.

Kakule

Kakulenin içerisindeki bileşikler hava yollarını genişleterek ve akciğerlerdeki hava akışını artırarak nefes almayı kolaylaştırabilir. Kakuleyi yemeklerinizde baharat olarak kullanabilir, çayını demleyebilir veya kakule esansiyel yağını soluyabilirsiniz.

Pancar

Pancar oksijen alımını optimize etmeye yardımcı olan ve akciğer fonksiyonuna fayda sağladığı gösterilen nitratlar açısından zengindir. Pancarı salatalarınıza doğrayarak, fırınlayarak veya yoğurdunuza rendeleyerek tüketebilirsiniz.

Roka

Roka yüksek magnezyum içeriğiyle bronşiyollerin gevşemesine yardımcı olarak havanın geçişini kolaylaştırır ve solunumu rahatlatır.

Elma

Elma içeriğindeki kuersetin ve C vitamini gibi yüksek antioksidan konsantrasyonları sayesinde akciğer fonksiyonunu geliştirmeye yardımcı olabilir.

Balkabağı

Balkabağı güçlü antioksidan ve antiinflamatuar özelliklere sahip olan beta karoten, lutein ve zeaksantinden zengindir. Bu özelliğiyle akciğer fonksiyonunu iyileştirir ve nefes almayı kolaylaştırır.

Zerdeçal

Zerdeçaldaki ana aktif bileşen olan kurkumin, akciğer fonksiyonunu desteklemek için faydalı olabilir. 2012 yılında yayınlanan ve 2.478 kişide yapılan bir araştırma, kurkumin alımının gelişmiş akciğer fonksiyonu ile ilişkili olduğunu bulmuştur.

Domates

Domatesiyileştirilmiş akciğer sağlığı ile ilişkilendirilen bir antioksidan olan likopenin en zengin kaynakları arasındadır. Domates akciğer fonksiyonunu iyileştirerek nefes almayı kolaylaştırabilir.

Kakao

Kakao akciğerlerdeki hava yollarını rahatlatmaya yardımcı olan teobromin adı verilen bir bileşik içerir, bu sayede nefes alıp vermeyi kolaylaştırır.

Yaban mersini

Yaban mersini akciğer dokusunu koruyan antosiyanin için zengin bir kaynaktır. 2016 yılında yayınlanan ve839 kişide yapılan bir araştırmada, yaban mersini alımının akciğer fonksiyonundaki en yavaş düşüş oranıyla ilişkili olduğu ve haftada 2 veya daha fazla yaban mersini tüketmenin, düşük veya hiç yaban mersini tüketmemeye kıyasla akciğer fonksiyonundaki azalmayı % 38’e kadar yavaşlattı bulunmuştur.

Yoğurt

Yoğurt akciğer fonksiyonunu artıran kalsiyum, potasyum, fosfor ve selenyum açısından zengindir. 2019 yılında yayınlanan ve Japonlarda yapılan bir araştırmada, daha yüksek kalsiyum, fosfor, potasyum ve selenyum alımının artmış akciğer fonksiyon belirteçleri ile ilişkili olduğu bulunmuştur.